İlamlı ve İlamsız İcra Takibi Nedir? İtiraz Nasıl Yapılır?

ilamlı icra takibi

İcra çoğu kişinin bildiği üzere, borçlu olan birisinin veya kurumun borcunu alabilmek için başlattığı bir süreç olsa da, hukuken bu işleme icra takibi denir. Aslında kişi zaman içerisinde birçok sıkıntılı durumla karşılaşabilir. Bu sıkıntılar ona borcunu ödemesinde imkân tanımayabilir. Fakat her ne olursa olsun kişinin aklında bulunması gereken nokta, borcuna öncelik tanıması olmalıdır. Özellikle bu borç icra takibi süreci başlatacak bir kişi veya kuruma ise buna bilhassa titizlik gösterilmelidir. Bunun amacı da hem borçlu olan hem de alacaklı olan kişilerin hiç bir şekilde mağdur olmamasıdır.

İcra Takibi Hangi Durumlarda Başlatılır?

Halk arasında kısaltılmış hali ile icra olarak bilinen, icra takibi işleminin başlatılacağı durumlar vardır. Bu da nedeni her ne olursa olsun birisine borçlu olduğu halde bu borç yerine ödenmezse, alacaklı olan kişi bu borcun tahsil edilerek kendisine devlet yoluyla verilmesini isteyebilir. Devlet yoluyla yani icra müdürlüğüne başvuru yapılarak borcun tahsil edilme işlemini talep etmeye ve başlatmaya da icra takibi denir. Yani kısaca icra takibi, borç veren kişinin bu borcu ödememesi durumunda kendisine devleti yardımcı seçerek, borçlu kişiden hakkını isteme şeklidir. Tabi ki bu durumda başvurulacak ilk işlemin icra takibi işlemi olmaması daha doğru olur. Zira kişilerin kendi arasında bunu halletmesi öncelikli beklenendir.

İcra Takibi Kaç Kısımdır?

Üzerinden çok fazla zaman geçtiği halde hala alacağını borçlu kişiden alamayanlar artık çıkmaza girdiğinde icra takibi yöntemine başvurarak, devletin gücünü de yanına çekip alacağını borçlu kişiden daha rahat bir şekilde temin edebilir. Fakat durum her zaman bu şekilde sonuçlanmayabilir. Zira bazen alacaklı ve borçlu aralarında anlaşıp, borcun verilmesi için belli bir zaman ayarlanırsa, o vakte kadar beklenmesi daha doğru tercih olur. Fakat vakit geçtiği halde borç ödenmeyip, üstüne bir de borçlu kişiden nedamet eseri zuhur etmiyorsa bu esnada alacaklı kişi icra takibi işlemleri açmaya hak kazanmış olur ve iki kısma ayrılan icra takibi yollarından birisini seçer.

ilamsız icra takibi

İlamlı İcra Takibi Nedir?

İcra takibi işlemlerinin birinci kısmı, ilamlı icra takibidir. 1932 yılındaki Anayasa maddeleri içerisinde olan ve halen daha sağlamlığını koruyan ve işlemeye devam eden ilamlı icranın kısa tarifi, mahkeme kararı ve belgesi ile alınan icra takibi kararıdır.  Alacaklının elinde mahkeme kararı sonucunda veya mahkeme kararı gibi bir belgenin bulunması ile başvurulan karardır. İki kelimeyi tek tek incelemek  belki de daha iyi anlaşılmasını sağlar. Aslında ilam, mahkeme kararının verilmesidir ve ilamlı icra ise bu verilen mahkeme kararının uygulanmaya geçmesidir. Bu icra takibi kuvvetli bir sistem olduğundan borçluya hiç bir soru sorulmadan evine tebligat gönderilir.

İlamlı İcra Takibi Süreci Nasıl Başlatılır?

İlamlı icra takibi kararı alındıktan sonra alacaklı kişi bu belgeleri icra müdürlüğüne götürür ve başvuru yapar. İcra müdürlüğü ise borçluya açılan bu icra işlemini bildirmek ve aynı zamanda borcunu hemen vermesi gerektiğini hatırlatmak amacıyla bir tebligat gönderir. Borçlu olan kişi bu tebligatı bekliyorsa zaten önceden bir karar vermiş ve program yapmıştır. Fakat herhangi bir tahmini veya haberi olmadan birden karşısında bu belgeyi görürse de başvuracağı iki yöntem önünde hazırdır. Birinci yöntem, borcunu ödeme imkânı varsa hemen ödeyerek bu sıkıntıyı başından def etmesi ve konuyu kapatmasıdır. İkinci yöntem ise, mahkeme kararına itiraz süreci başlatmaktır.

İtiraz Süreci Başlatılması Beklenmeli Midir?

İlamlı icra takibi yoluna başvuran alacaklı, borçluyu nizama getirip, bir an önce borcunu ödesin diye bu yönteme başvurmuş ve bunun sonucunda mutlaka ödeme yapılacağından eminse bu durumda tercih kendisine kalmıştır. Dilerse borcun ödenmesini veya icra talebine itiraz edilmesini bekleyebilir. Fakat eğer borçlu tarafından beklemediği şekilde haksızlığa uğrayan bir alacaklı bu icra takibini başlattıysa, borçlunun vereceği tepkiyi ve kullanacağı yöntemi beklemeksizin icra takibine devam ederek, borcunu karşılayacak ev, araba gibi mülkiyete el koyabilir. Zaten borçlu olan kişinin itiraz hakkı sadece mahkemeye vardır. Aksi halde icra müdürlüğüne giderek itiraz etme ya da icra takibi kararını geri çektirme gibi bir hakkı yoktur.

icra takibi itiraz

İcra Takibinin Zaman Aşımı Ve Nakli Söz Konusu Mudur?

İlamlı icra diğer kısımdan daha kuvvetli bir anayasa maddesi olduğu için ve mahkeme kararına dayandığı için nakli söz konusu olabilir. Örneğin; ilamlı icra takibini başlatan bir alacaklı bu işlem için Bursa da başvuru yapmış ve süreci başlatmışsa, sonrasında hiç beklenmedik nedenlerden ötürü Düzce’ ye taşınsa dahi o ilamlı icra kararını Düzce’ ye aldırabilir ve orada başlatabilir. Yine aynı şekilde mahkeme kararı alındıktan sonra bunun 10 yıllık süresi olduğu için istediği zamanda icra işlemlerinin başlatılması da mümkündür.

İlamsız İcra Takibi Nedir?

İlamsız icra takibi genellikle daha fazla kullanılan icra takibidir. İlam mahkeme kararı demek olduğundan ilamsız icra takibi de mahkeme kararı olmaksızın yapılan icra takibidir. Aslında bunun ucu o kadar açıktır ki, bazen hiç alacaklı olmayan kişiler bile bunu açarak icra takibi başlatabilir. Tabi bu da borçluya hatta borçlu olmayan fakat kendisine ilamsız icra takibi açılan herkese sıkıntı olabilir. İcra müdürlüğünden bir tebligat gelir ve bu tebligat için belirli bir itiraz süresi verilir.

İlamsız İcra Takibine Nasıl İtiraz Edilir?

İlamsız icra takibi herkes tarafından açılabileceği için tebligat süresinin itiraz süresi içerisinde icra müdürlüğüne itiraz edilme şansı vardır. Hatta alacaklı olduğunu iddia eden kişiye borç ödendiği halde böyle bir süreç başlatılmışsa, mağdur edilen kişi ilamsız icra takibi açan kişiye istibdat davası da açabilecektir.

Evlilik Nedeniyle İş Sözleşmesinin Feshi

evlilik nedeniyle iş sözleşmesinin feshi

İş yeri sözleşmesi her iki tarafın da uyması gereken bir prosedür. Ancak evlilik nedeniyle bir sene kadar feshedilme imkânı var. Bu hak erkeklere değil, sadece kadınlara verilmiş bir haktır. Kadınların işe başladıktan sonra evlilik nedeniyle sözleşmeyi feshettikleri takdirde işe başladıkları gün itibariyle her bir yıl için 30 günlük kıdem tazminatı hakkı da vardır. Bir yılı geçen süreler içinse aynı oran üzerinden bir ödeme alırlar. Bu hakkı alabilmek için gerekli olan şart kadınların evlendikten sonra bir yıl içerisinde feshetme ve kıdem tazminatı haklarını işverenden talep etmeleridir. Ayrıca bu talebin şartı da iş sözleşmesinin halen devam etmesidir.

Hakkın Talep Edilebileceği Süre

Kadının bu hakkı talep edebileceği süre resmi nikâh tarihinde başlar. Düğün ya da imam nikâhı tarihi geçersizdir. Sadece evlenme nedeniyle sözleşmeyi iptal etmek ve işten ayrılmak isteyen kadının kıdem tazminatı işveren tarafından ödenmek zorundadır. Ama bu durum ihbar tazminatı için geçerli olmaz. Bununla birlikte kadın ihbar süresince çalışmaz. Sözleşmeyi feshetme talebinde bulunan kadının belirli bir süre çalışması gibi bir zorunluluğu da yoktur. İhbar ödemesine de kesinlikle gerek yoktur. Evlilik cüzdanı fotokopisi ve bir dilekçe ile işverene talepte bulunan kadının kıdem tazminatı ödenmelidir. Bu tazminatın ödenmesinin tek şartı kadının sözleşmeyi feshettiği tarihte çalıştığı iş yerinde bir yılı aşkın iş günü çalışmış olması şartıdır. Bu şart gerçekleşmemişse işveren kıdem tazminatı ödemek zorunda değildir.

Sözleşmeyi Feshetmek İsteyen Kadının Mevcut Hakları

Eğer işveren bu feshetme durumunu kabul etmek istemez ve sorun çıkarırsa, kadının talebini notere onaylatması ve işyerine teslim etmesi gerekir. Noter aracılığı ile işverene bildirildiği için bu talebin resmiyeti tartışma götürmez. Ayrıca kıdem tazminatı ödeniyor olsa bile sözleşmesini feshedip işten ayrılan kadının daha sonra başka bir iş yerinde çalışma hakkı da bulunuyor. Fesih işleminden sonra kadın, istediği zaman başka bir iş yerinde işe başlayabilir. Kadınların bu hakkının bilincinde olarak zamanında talepte bulunmaları ve dilekçe ile işverene başvurmaları tek şarttır. Bu tarihte eğer çalıştığı yerde bir yıldan fazladır çalışıyorsa kadınlar sözleşmesini feshedebilir. Ayrıca feshetse bile kıdem tazminatı da ödenmeye başlanır.

evlilik tazminatı hesaplama

Boşandığı Eşiyle Tekrar Evlenen Kadınların Fesih Hakkı

Bu hak tanımı yapılırken kanunda açık bir şekilde boşandığı eşine geri dönen kadın için aksi bir durum belirtilmemiştir. Yani bir kadın boşandığı eşine geri dönse bile çalıştığı iş yerindeki sözleşmesini feshedebilir. Dikkat edilmesi gereken tek bir nokta vardır. Diğer iş hakları gibi bu hakkın da herhangi bir şekilde kötüye kullanımı söz konusu olamaz. Eğer böyle bir şüphe varsa araştırılır ve de gereği yapılır. Ama böyle bir durum yoksa kadınlar evlendikleri için sözleşmesini feshedebilir. Bu fesihten doğan kıdem tazminatı haklarını da hiç bir şekilde kaybetmezler.

Sözleşmesini Fesheden bir Kadın İşsizlik Maaşı Alabilir mi?

Evlenme ya da taşınma gibi nedenlerle işten ayrılan bir kadın işverene kıdem tazminatını ödetmeye devam edebilir. Ama kesinlikle işsizlik maaşı alma gibi bir hakkı bulunmaz. İşsizlik maaşının belirlendiği kanunda bu durum açık bir şekilde belirtilmiştir.

Evlilik Nedeniyle İşten Ayrılınca İstifa Etmek Gerekli midir?

Bazı vatandaşların kafasını karıştıran bu sorunun aslında evlilik nedeniyle işten ayrılma durumu ile alakası yoktur. Bu durum kesinlikle bir istifa durumu değildir ve kadının istifa etmesine gerek yoktur. İstifa etmek farklı bir durumdur. İstifa eden bir işçi ya da çalışan kıdem tazminatı hakkı ya da buna benzer hakları talep edemez. Ama evlilik nedeniyle sözleşmesini fesheden bir kadın ise hem kıdem tazminatı hem de fazla mesai ve sair işçilik alacaklarını da alabilir.

İşveren Kıdem Tazminatı Ödemezse Dava Açılabilir mi?

İşveren kıdem tazminatı, fazla mesai ve sair işçilik haklarını ödemezse sözleşmesini fesheden kadının dava açma hakkı her zaman vardır. Ancak bu hakkın kullanılması için feshetme sürecinde kesinlikle gerekli evrakları yani dilekçesini, ihtarnamesini, eğer gerekiyorsa noterle bildirmiş olması gerekir. Bu tarih feshetme tarihi olarak resmi tarih olarak geçer. Bu tarihten itibaren işvereni kıdem tazminatı ödememişse kadın istediği zaman dava açabilir ve haklarını talep edebilir. İşveren de büyük bir ihtimalle suçlu bulunup kadının haklarını ödemek zorundadır.

evlilik nedeniyle işten ayrılma

Evlilik Nedeniyle Feshetme Hakkına Dair Kanun

Bu kanun kısaca “nikâh tazminatı” olarak adlandırılıyor. 4857. sayılı İş Kanunu içerisinde yer alıyor. Bu kanunun 120 maddesine dayanarak 1475 sayılı kanunun 14. maddesine uygun bir şekilde uygulanıyor. Kanunda açıkça belirtildiği üzere bir kadın evlenir ve de işinden ayrılmak isterse işverene dilekçe ve de evlilik cüzdanı ile iş sözleşmesini feshetmek ve işten ayrılmak istediğini belirtir. İşveren ilk etapta kabul etmek istemezse noter aracılığıyla işverene bunu bildirmelidir. Kadınlar bu taleplerini evlendikten sonra bir yıl içerisinde yapmalıdır. Bir yıldan sonra bu haktan yararlanmaları mümkün değildir. Ayrıca gerekli belgeleri ve dilekçelerini vermemişlerse de bu haktan yararlanamazlar.

Bu Hakka Dair Tartışmalar

Aslında bu hak çeşitli platformlarda tartışılmaktadır. Kadınların evlenince işten ayrılmasını motive eden ve destekleyen bu hakkın kadın haklarına aykırı olduğu iddia edilir. Çünkü evli kadınların da çalışmasının önü kesilmektedir diye düşünülür. Zamanla Medeni Kanun’da yer alan buna benzer haklar düzeltilmektedir. Ancak bu düzeltmelere rağmen toplumsal cinsiyet normlarına bağlı kalan ve kadınların evlenince çalışmamasını destekleyen bu hak korunmuştur. Halen devam eden bu hak gereğince evlenince işten ayrılan kadınlar kıdem tazminatı hakkı talep edebilmektedir. Sadece resmi nikâh tarihinden itibaren bir yıl içerisinde başvurmaları şartı ve de çalıştıkları iş yerinde bir yıldan fazla süre çalışma şartı getirilmiştir.

Düğünde Takılan Takılar Kime Aittir?

düğünde takılan takılar kime aittir

Düğünün en ilgi çekici kısmı takılardır. Çünkü bir anlamda bu takılar çiftlerin yatırımı anlamını taşır. Ancak taraflara arasında en büyük sorunlardan biri ise takıların kime ait olduğudur. Dinen ve hukuken oldukça merak edilen bir konu olmakla birlikte Yargıtay durum ile kararı önceden bildirmiştir.

Ancak buna rağmen tartışmalar hala bitmiş durumda değildir. Çünkü eşler düğünde takılan takıların kime ait oldukça merak etmektedir. Özellikle boşanma sürecinde mal paylaşımı durumunda sıklıkla gündeme gelmektedir.

Ancak durum ile ilgili Yargıtay son kararı vererek tartışmalara son noktayı koymuştur. Takıyı kimin taktığı önemli olmamakla birlikte bilezik, çeyrek, tam vb. tüm altınlar kadına aittir. Rahatlıkla taşınabilen, kullanılabilen tüm takıların kadına ait olduğu resmi karar ile son nokta konulmuştur.

Düğün Takıları İle Kadının Rızası İle Ev, Araç Satın Alınması Veya İhtiyaçlar İçin Harcanması

En merak edilen bir diğer konu ise düğün takılarının mal alımı sırasında kullanılmasıdır. Yargıtay kararı ile düğünde takılan sadece kadına ait olduğu belirlenmişti. Peki, bu takıların ev, araba ve mal alımı sırasında kullanılmasında bir sakınca var mıdır? Bu durumda kadının rızası oldukça önemlidir. Kadının rızası dışında takıların bozdurulması durumunda hukuk kadından yana bir tutum sergilemektedir. Ancak bunun içinde bir şart bulunmaktadır.

Kadın takılarının kendi rızası dışında bozdurulduğunu ispatlamak zorundadır. Düğün sırasında takılan takıların kadında kalacağı açıkça ortaya konmuştur. Fakat bu konuda da tartışmalar henüz bitmemiş durumdadır. Çünkü kadına ait ziynet eşyaları üzerinde erkekler de hak iddia etmektedir. Ancak bu durum mahkeme kararı ile sonuca bağlanmıştır. Bu durumda herhangi bir resmi anlaşma olmadığı sürece düğünde takılan takılar kadına aittir.

düğün takıları boşandıktan sonra ne olur

Düğün Takıları Boşanma Halinde Mal Paylaşımına Dâhil Edilir mi?

Düğünde takılan takılar kadına ait kabul edildiğinden mal paylaşımına dâhil edilmez. Ancak takılar bozdurularak ev, araba ya da herhangi bir mal alımı söz konusu olduğunda kadın takılarını rızası ile vermiş ise mal paylaşımına dâhil edilir. Ancak kadın kendi rızası dışında takılarının kullanıldığı iddiasını kanıtlayabilirse düğünde takılan takıları da iade talebinde bulunabilir.

Eğer kadın düğünde takılan takılarının boşanma sürecinde iadesini talep ederse karşı taraf takıları iade etmek zorundadır. Boşanmak zor bir süreçtir. Çünkü taraflar sadece evlerini ayırmakla kalmaz. Aynı zamanda mallarını da ayırır. Hukuk da bunun adı ise mal paylaşımıdır.

Boşanmanın en çok tartışılan ve duygusal kısımlarından biri de mal varlığının bölünmesidir. Evlenmeden önce veya sonra edinilmiş olan takılar kadında kalacağından mal paylaşımı konusunda konu olarak gündem olamaz.

Evliliğinizden önce sahip olduğunuz veya edindiğiniz tüm varlıklar genellikle ayrı bir yatırım olarak değerlenir. Evlilikten önce kim kendi adına yatırım yapmışsa mahkeme bunu mal paylaşımına söz konusu yapmaz. Mal kimin ise ona ait olmaktadır. Ancak evlilikten sonra edinilen mallar eşler arasında genellikle eşit şekilde bölünür. Bilinmesi gereken bir diğer durum ise bu konunun da istisnalarının olacağıdır.

Boşanma Veya Ayrılıktan Sonra Takılara Ne Olur?

Daha önceleri karmaşık olan bu durum günümüzde artık bir çözüme kavuşmuştur. Çünkü Yargıtay konuya son noktayı koymuştur. Yargıtay’ın kararına göre düğünde takılan ve sonradan alınan tüm takılar kadına aittir. Evliliğiniz sırasında eşinizin takıları bozdurduğunuzda boşanma sürecinde eşiniz bu takıların iadesini talep edilebilir.

Tüm bu durumlar boşanma davalarında gündeme geldiğinden hukuk tarafından da bir sonuca bağlanmıştır. Ancak burada bilinmesi gereken en önemli durum rızadır. Kadın takılarını mal edinme sırasında kendi rızası ile bozdurmuş ise bunu iadesini talep hakkı yoktur. Bunun için iade talebinde bulunması durumunda rızası dışında bozdurulduğunu ispat etmek ile yükümlüdür.

Genelde boşanma anlaşmalarında, ilişkinin kopması durumunda bir kadının takıları, satın alınıp alınmadığına bakılmaksızın, ona aittir. Yani rızası dışında kullanılması erkek bunu iade etmekle yükümlüdür.

boşanmada takılar

Evlilik Anlaşması Durumunda Takılar

Bazı kimseler evlilikten önce bir sözleşme imzalar. Genellikle evlilik sözleşmesinde maddeler kişiseldir. Yani herkes kendi şartlarını özel oluşturabilir. Hazırlanan bu anlaşma resmi olarak taraflar tarafından imzalanır. Eğer bu anlaşmada takılar için bir madde konulmuş ise evlilik sözleşmesinde madde uygulanır.

Yani takıların bölüneceği ya da erkeğe geri iade edileceği söz konusu ise bu maddenin hükmü yerine getirilir. Yani bu durumda kadın takılar üzerinde hak iddia edemez. Ancak böyle bir durum söz konusu değil ise takılar kadında kalır. Bozdurulması halinde ise iadesi söz konusu olur. İade durumunun şartları bulunmaktadır. Bu şartlar ise ispat yükümlülüğünü ifade etmektedir.

Düğünde takılan takıların durumu ne yazık ki boşanma davalarında en çok tartışılan konulardan biridir. Aslında dini ya da hukuki olarak takılar kadına ait kabul edilse de erkekler bu durumun pek adil olduğunu düşünmemektedir. Çünkü takılan takıların büyük bir kısmı erkek tarafından takıldığı için kendisinde hak görmesi esasen doğal bir durumdur. Ancak bilinmesi gereken kolaylıkla taşınabilen ve götürülebilen takılar aksi bir durum olmadıkça kadına aittir.

Düğün Takıları İstihkak Davası

İstihkak davası esasen bir iade davasıdır. Yani bunun anlamı düğünde takılan takılar eğer davalının elindeyse kadın bunları geri alabilmek için açtığı davaya istihkak davası denir. Takılar yani ziynet eşyalarının iadesi için açılan istihkak davasının herhangi bir süresi ya da zamanaşımı bulunmamaktadır. Yani davacı istediği zaman bu davayı açabilir ve takılarını talep edebilir.

Ancak burada önemli detay erkek ziynet eşyalarını bozdurmuş ve iade edecek durumda değilse kadın bedelini talep edebilir. Bunun için süre ise 10 yıl olarak belirlenmiştir. Durumdan da anlaşacağı üzerine Yargıtay da son kararını vermiştir.

Boşanma Davası Açmadan Önce Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

boşanma davası açmadan önce dikkat edilmesi gerekenler

Boşanma, bir evliliği sonlandıran bir mahkeme kararıdır. Mahkeme boşanma için hukuki bir dayanak ister. Bu nedenle herhangi bir boşanma davası açılmadan önce mahkemeye gerekçenizi sunmak zorundasınız. Hiç kimse boşanmak için evlenmez.

Ancak bazı durumlarda insanlar buna mecbur kalabilir. Örneğin; şiddetli geçimsizlik, aile birliğinin temelden sarsılması, aldatma ya da zina gibi durumlar boşanmaya konu olabilmektedir. Günümüzde boşanma davaları ne yazık ki fazla sayıda artmaya başlamıştır.

Bu nedenle de boşanma davaların avukat bulundurma zorunluluğunuz bulunmasa da sürecin zorlu ve zahmetli süreceği düşünülürse avukat tutmak oldukça mantıklı olacaktır. Çünkü boşanma davaları anlaşmalı sona erebileceği gibi çekişmeli olarak da devam etmektedir.

Boşanma Davası

Boşanma büyük bir karardır. Hiç kimse birden bire boşanma aşamasına gelmez. Bu nedenle de bu zorlu süreçte bir avukat tercihi oldukça önemlidir. Bir avukat tutmamayı seçerseniz, yine de bir avukatın yapacağı aynı kural ve prosedürleri bilmeniz ve bunlara uymanız beklenir.

Tüm yasal belgeleriniz uygun biçimde teslim edilmeli ve zamanında dosyalanmalıdır. Hiç kimse bu aşamada bu tarz işlemlerle kafa yormak istemez. Bu nedenle de avukat desteği hem süreç için hem de psikolojiniz için son derece önemlidir.

Boşanma davaları genellikle mülkiyet, mal paylaşımı, mali destek, çocuk velayeti ve ebeveynlik zamanı ile ilgili önemli konuları içerdiğinden, kendinizi temsil etmeyi düşünmeden önce oldukça iyi düşünmelisiniz.

boşanma davası kim açmalı

Boşanma Davası Açmadan Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler

Boşanma davası açan kişiye Davacı denir. Davacının boşanmak istediği karı veya koca Davalı olarak adlandırılır. Boşanma davaları karmaşık olabileceğinden, boşanmanızın anlaşmalı olabileceğini bile varsaysanız bile bir avukatla görüşmelisiniz. Tüm bu durumların yanında Boşanma Davası Açmadan Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler durumlar olacaktır. Genel olarak bakılacak olursa;

  1. Boşanma davaları anlaşmalı ve çekişmeli olarak ikiye ayrılır. Anlaşmalı boşanmalar eşlerin her konuda anlaşarak mahkemeye başvurduğu ve genellikle tek celsede sonuçlandırılan davalardır. Bu gibi davalarda eşler resmi olarak aldıkları kararları bir sözleşme ile somut bir hale getirir. Bu nedenle bu tarz davalarda her ne kadar avukat ihtiyacınız bulunmayacak gibi görünse de sürecin karmaşık olabileceğini unutmamalısınız.
  2. Çekişmeli boşanma davaları çok daha karmaşıktır. Bu nedenle de mutlaka bir avukata ihtiyacınız olacaktır. Ebeveynlik veya çözmeniz gereken mali sorunlarınız varsa çekişmeli dava süreciniz olacak demektir. Çekişmeli boşanma davaları önemli konular üzerinde hemfikir olmadığınız anlamına gelir. Başlıca sorunlar arasında çocuk velayeti, ebeveynlik süresi, nafaka, mal paylaşımı olmaktadır.
  3. Mahkeme sürecinde eğer çocuklarınız varsa durum oldukça hassas hale gelir. Çocuklarınızın refahını devam eden çatışmaların önüne koyun. Çocuklar dâhil olduğunda, eşinizle olan ilişkiniz ayrılık veya boşanma ile bitmez. Bu nedenle bu konuda oldukça özenli davranmalısınız. Eğer çocuğunuzun güvenliği tehdit altında değilse bu konuda oldukça hassas davranmalısınız.
  4. Günümüzde şiddet olayları oldukça fazla yaşanmaktadır. Bu nedenle boşanma davası açmadan ya da açtıktan sonra uzaklaştırma kararı alabilirsiniz. Ayrıca mahkemeye, istismarcı eşinizin adresinizi öğrenmemesinin neden gerekli olduğunu söylemeniz gerekecektir.
  5. Boşanma maliyetli bir süreç olabilir. Özellikle çekişmeli davalarda mahkemenin uzun sürmesi size ekstra bir külfet getirecektir. Anlaşmalı boşanmalarda genellikle masraflar eşit olarak bölüştürülebilir.
  6. Boşanma davalarında kesinlikle yasal bir dayanak gereklidir. Boşanmadan kişilerin menfaat sağlaması gereklidir. Örneğin; şiddet gören bir kadın boşanma sonrası bu kadına fayda sağlayacaktır.

Boşanma Davası Süresi Nasıl İlerler?

Boşanma sürecinin başlaması için öncelikle dava dilekçesi hazırlanmalıdır. Dava dilekçesi hazırlandıktan sonra ilgili mahkemeye sunulur ve süreç başlar. Dilekçenin verilmesi ile birlikte dilekçe davalıya tebliğ edilir. Böylelikle ilk aşama olan dilekçe aşaması tamamlanır. Dilekçe, mahkemeden evliliği yasal olarak sona erdirmesini, eşlerin malları, mali desteği ile ilgilenmek için gerekli diğer kararları vermesini isteyen yasal belgedir.

Bu henüz bir başlangıç süresidir. Tüm bunlar tamamlandıktan sonra mahkeme dilekçeleri inceler ve taraflara bir duruşma günü belirler. Bu duruşma öncelikle ön inceleme mahkemesidir. Ön inceleme mahkemelerinde tarafların gelir gider durumları, beyanlar, delillerin toplanması gibi konular görülür.  Boşanma davanız, evliliğinizi sona erdirmek için bir mahkeme sürecidir, ancak boşanmanızda başka önemli şeyler de kararlaştırılacaktır.

boşanma davası süresi

Boşanma Davasını Hangi Taraf Açmalı?

Boşanma davalarında doğru bilinen yanlışlardan bir tanesi de davayı açanın haklı ya da haksız olacağı konumudur. Ancak bu durumun hiçbir önemi yoktur. İster davayı siz açın isterseniz karşı taraf açsın önemli olan kimin davada kanıtlarını ispatlayacağıdır. Bu nedenle de açan kişinin kim olduğunun pek de önemi yoktur.

Zaten boşanma duygusal iniş çıkışlarla başa çıkmamaktan başlayıp birkaç aydan fazla süren beklenen boşanma kararnamesine itiraz etmeye kadar tüm boşanma süreci kesinlikle aşılması zor bir meseledir. Bu nedenle de yapılması gereken en önemli şey bu sürecin başından itibaren bir avukat ile çalışmaktır. Boşanmanın tek gerekçesi, evliliğin geri dönüşü olmayan bir şekilde sona ermesidir.

Boşanma Davalarında Avukat Tutulmak Zorunda mı?

Boşanma davalarında tabi ki böyle bir zorunluluk yoktur. Ancak bilinmesi gereken en önemli durum boşanma sürecinin karmaşık bir süreç olduğudur. Bu nedenle böyle duygusal bir olayda bu süreci kolay yönetmek oldukça zor olmaktadır. Avukat tutmak bu süreçte yapabileceğiniz en mantıklı adımdır. Hem evrak işlerinde hem de bunu yanı sıra süreçte tavsiye almanızda yardımcı olacaktır.

Profesyonel destek bu tarz yasal olaylarda oldukça önemli olmaktadır. Tüm bu aşamalar sonlandıktan sonra gerekli işlemler yapıldıktan sonra duruşmanız yapılır. Anlaşmalı boşanmalar çok daha kolay olmakta iken çekişmeli boşanma davalarında süreç biraz daha karmaşık ve uzun sürmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Ücreti 2020

anlaşmalı boşanma ücreti

Sağlıklı bir boşanma olabildiğince tartışmasız olandır. Boşanma davalarının hem mali hem de duygusal yükü küçümsenmemelidir. Mahkeme sistemindeki gecikmeler, davanın genellikle ertelenmesi oldukça yıpratıcı olabiliyor. Çoğu zaman, sağlıklı çiftler boşanma anlaşmasına varamamış olsa bile, davayı çözmek için hala iletişim kurmaya istek gösterebilirler. Bu durumda, tarafların ve avukatlarının uzlaşma için bir araya gelmesi ve boşanma şartlarını mahkeme dışında çözmeye çalışması yaygındır.

Devamını Oku

Boşanmak İçin Gerekli Evraklar Nelerdir?

boşanmak için gerekli evraklar

Boşanmak isteyen eşlerden biri bunu gerçekleştirmek için bir takım hukuki gerekli olan evrakları tamamlamaları gerekir. Böylelikle boşanmak için ilk adımı atmış olurlar. Boşanmak için gerekli evrakların başında boşanma dilekçesi gelir. Boşanma dilekçesinde boşanmak isteyen kişi boşanma gerekçelerini anlatır. Bu gerekçeleri destekleyen delilleri ortaya koyar ve bunların dosyaya eklenmesi gerekir. Daha sonra ise eklemek istediği,  bildirmesi gereken durumlar varsa bunları dosyaya daha sonradan ilave edebilir.  Bu deliller çok çeşitli olabilir. Belge,  evrak,  fotoğraf vs. birçok evrak dosya içinde yer alabilir. Boşanma davası sıkı usul şartları denilen davaların içinde yer alır. Ancak dava devam ettiği sürece belgelerin teslim edilmesi ve talepte bulunmak istenildiğinde bunları yerine getirmek için belli tarihler vardır. Bunlara uyulması gerekir. Yoksaiki taraftan biri hak kayıplarına uğrar.

Devamını Oku

Terk Sebebiyle Boşanma Süreci Nasıldır?

terk sebebiyle boşanma

Eşlerden biri herhangi bir gerekçe olmadan diğer eşi terk ettiğinde ve geri dönmediği durumda boşanma davası açmaya hak kazanır. Ancak,  bu geri dönüş 6 aydan fazla devam etmişse, hâkim tarafından ihtar çekilmiş bu ihtarda sonuç alınamamış ise terk edilen eş boşanma davası açma hakkını elde eder. Diğer eş ise evi ve eşini terk etmiş sayılır. Dava açmaya hak kazanan terk edilen eş isterse eşine bir ihtar çeker ve 2 ay içinde dönmesi için uyarıda bulunabilir.  Aksi durumda bu yaptığının sonuçlarına katlanacağı ihtarında bulunur.  Bu ihtarı eş, hâkimnezdinde de yapabilir ilanen de bildirebilir. İlan edildikten sonra veya ihtarda bulunulduktan sonra iki ay içinde eş dönmezse terk edilen eş dava açma hakkına elde eder. Eşlerden birinin diğerini terk etmesi demek ortak paylaşılan bir yaşamı bitirmesi ve ayrılması anlamına gelir. Bu nedenle bu bir boşanma sebebidir.

Devamını Oku

Aldatma (Zina) Nedeniyle Boşanma Davası

aldatma nedeniyle boşanma davası

Aldatma (zina) nedeniyle boşanma davası devam eden bir evlilikte eşlerden birinin diğer eşi aldatması ile aile mahkemesinde açılan davadır. Zina evlilik kurumu devam ederken eşinin dışında başka bir kişiyle ilişki kurması durumudur. Eşlerden birinin bir başkasıyla öpüşmesi,  sarılması yâdaona dokunması gibi durumlar zina olarak kabul edilmez. Buna haysiyetsiz yaşam sürme denilebilir. Bu gerekçe ile boşanma davası açılır ancak zina gerekçe gösterilemez.  Zina davasının açılabilmesi için bir başka kişiyle cinsel ilişkiye girmiş olması gerekir. Aldatma, zina nedeniyle boşanma davası sebepleri ikiye ayrılır.  Aldatmayan eş için özel boşanma nedenidir. Ancak davacı aldattı dediği eşinin zina eylemini ispat etmesi gerekir. Buna göre hâkim boşanma kararı verir.

Devamını Oku

İş Mahkemesine Başvuru Nasıl Yapılır?

İş Mahkemesine Başvuru Nasıl Yapılır?

İş mahkemeleri işçi-işveren arasındaki uyuşmazlıklara bakmakla görevli olarak kurulmuş özel ihtisas mahkemelerindendir.

Bu uyuşmazlıklar iş davalarının konusunu oluşturur. İş davalarını şöyle açıklayabiliriz:

İşçi ve işveren arasındaki iş sözleşmeleri, yani hizmet akdi veya İş Kanunu’ndan doğan hak ve alacaklarla ilgili görülen davalardır.

İş mahkemeleri kurulmadan önce işçi ve işveren arasındaki ihtilaflardan kaynaklanan davalar Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmekteydi.

İş mahkemelerinin kurulmasını takiben İş Kanunu’ndan doğan davalar bakımından görevli mahkeme İş Mahkemesi olmuştur fakat iş mahkemelerinin bulunmadığı yerde iş davalarına bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli kılınmıştır.

İşçinin ödenmeyen maaşlarına ilişkin talepleri, kıdem tazminatına ilişkin alacakları, iş sözleşmesinin işçi veya işveren tarafından sebepsiz veya geçersiz bir sebebe dayandırılarak feshedilmesi durumunda işe iade davası ya da haksız feshe ilişkin tazminat, ihbar tazminatı talepleri ve benzeri birçok hak ve talep, davacı işçi veya işveren tarafından iş mahkemelerine götürülmektedir.

Ayrıca yürürlüğe giren yeni düzenleme ile birlikte iş uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk sistemine geçilmiştir.

İş sözleşmesi geçersiz bir sebebe dayandırılarak feshedilen ya da benzer bir haksızlığa uğrayan işçi ilk önce arabulucuya başvurmalıdır. Arabulucuyla da ihtilaf çözülmez ise bu hususu tespit ettirmek suretiyle İş Mahkemesi’ne başvurmak zorundadır.

Devamını Oku

İş Mahkemesi’nde Tanıklara Ne Sorulur?

İş Mahkemesi’nde Tanıklara Ne Sorulur?

İşçi ve işveren arasındaki iş sözleşmeleri kıdem ve ihbar tazminatı, işe iade, hizmet tespiti, ücret-mesai veya İş Kanunu’ndan doğan hak ve alacaklarla ilgili sorunlar yaşanabilir.

İşçi ya da işveren olarak çalışma hayatında yer alanlar, İş Mahkemesi’ne konu olabilecek benzer bir sorun yaşadığında mahkemede tanık (şahit) göstermek isteyebilir.

Böyle bir durumda özellikle karşılaşılan sorunlardan en önemlisi işçinin açtığı bir iş davasında iş yerinde çalışan diğer işçileri tanık olarak gösterememesidir.

Tanık olması istenen işçi hâlen çalıştığı iş yerinde işverenle arasının bozulmaması için işçi lehine tanıklıktan doğal olarak çekinmektedir.

Bu durumda genellikle işçi tarafından olayı görmeyen ama duyum yoluyla haberi olan işçiler veya kişiler mahkemeye tanık olarak gösterilebilmektedir.

Devamını Oku